Mehmet Emin KOÇ

Mehmet Emin KOÇ


3 Ekim 2013
font boyutu küçülsün büyüsün

Ehl-i Beyt ve Prof. Dr. Baş farkı


Türk milletini İslamcı söylemlerle avlayarak iktidar koltuğu kapan siyaset, öyle bir Ehl-i Beyt karşıtlığına tutulmuşlar, Amerika, İsrail ve Haçlı troykasının Büyük Ortadoğu Projesi ekseninde “Müslümanlara karşı öyle bir savaş ve işgal”in ortakçılığını yürütüyorlar ki, bunların yanında Muaviye ve Yezid bile solda sıfır kalır.

Bunların hali Muaviye’den beter

Muaviye ve Yezid, kendi saltanatları uğruna mezalim uyguluyordu. Bunlar ise Amerika ve Haçlı aklıyla, onların Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) İslam coğrafyasına yerleşmesi için çırpınıyor, savaş naraları atıyorlar.
Irak, Afganistan, Tunus, Mısır, Libya bu BOP ekseninde savaş ve kaosla kavrulmaktadır, Suriye’deki ihtilalci terörizm, bu BOP ekseninde tekbirler ve kör palalarla Müslümanları katlediyor.
Türkiyeli İslamcılar, bu BOP’ta üstlendikleri misyonla, Emevi siyasetini dahi geride bırakmışlardır.
Muaviye ve Yezid’den beter vaziyette, Amerika, İsrail ve Haçlı ile işbirliği halinde BOP coğrafyasında Müslüman katliamında misyon üstlenenler, Ehl-i Beyt sevdası ve Alevi anlayışını hedef tahtasına oturtmuşlardır.
Bunlara göre, savaş bahanesi ve kabahat olarak Ehl-i Beyt’i sevmek ve onların tarafında olmak yeter.

Ehl-i Beyt’e taraf olmak iman ve şereftir

Bağımsız Türkiye Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Haydar Baş, işte böyle bir kirli savaş ve işgal tezgahını bozdu, bozuyor. 
Giresun’daki konuşmasında, Ehl-i Beyt gerçeğini hatırlatarak, Yezid’den beter siyasi ihtiraslara kapılmış gafil ve hainleri ayıktırıyor.
Ehl-i Beyt, Allah Rasulu’nun aile efradıdır, onları Yüce Allah sevmiştir, seçmiştir, tertemiz kılmıştır. Bu Ehl-i Beyt gerçekleri, ayet-i kerimelerle sabittir (Ahzab Suresi, 33/33)
Ehl-i Beyt-i sevmeyi onların safında ve tarafında olmayı, Hz. Peygambere imanın bir gereği olarak yine Yüce Allah farz kılmıştır. Bu gerçek de ayet-i kerime ile sabittir (Şura Suresi, 42/23).
Ehl-i Beyt farkı budur, Ehl-i Beyt’in ilahi kıymeti budur.
Bu apaçık ilahi hükümler, ortada iken, hiç kimse kendi aklı ve ihtirası ile kendine göre “Ehl-i Beyt karşıtı” bir ictihad yapamaz, tevile gidemez. Ehl-i Beyt’i seven ve taraftarı olanları ta’n demez, lanetleyemez, onlara baskı ve mezalim uygulayamaz. Uygularsa, yaparsa; onun yaptıkları da batıl, yolu ve gidişatı da batıldır.
Zire Yüce Allah, O’nun Rasulu ve salih mü’minler, Ehl-i Beyt’in safındadır, Ehl-i Beyt taraftarıdır.
Türkiyeli İslamcılar, bu batıl anlayışta debelenerek Suriye’ye karşı “illa savaş” diye tutturup gidiyorlar, Ehl-i Beyt’i sevenlere, onlara taraf olanlara namluyu doğrultuyorlar.
Prof. Dr. Baş, bu aymazları ayıktırıyor, Yüce Allah’ın ortaya koyduğu ve Türk Milleti’nin Hacı Bektaş Veli ve Horasan erenlerinin nefesiyle mayalandığı bu Ehl-i Beyt eksenine çekiyor, Türk milleti ve İslam ümmetini savaş ve kaostan kurtarıyor.

Prof. Dr. Baş oyun bozuyor

Prof. Dr. Baş’ın riyaset ve iştirakleriyle 6 Ekim Pazar günü Bursa BUTTİM’de VII.’si düzenlenecek olan “Velayet Yolu Ehl-i Beyt ve Ona Karşı Türetilen Bid’at Akımlar” konulu Uluslararası Ehl-i Beyt Kongresi bu bağlamda tarihi bir hizmet yapacaktır. Kongreye, dünyanın dört bir yanından ulema ve ilim adamları iştirak edecektir. Savaş ve kaosla yakılıp yıkılan İslam coğrafyası, Bursa’dan yükselecek birlik, kardeşlik ve Tevhid mesajıyla nefes alacak, yaraları sarılacak, oyunlar bozulacak.
Türkiye’de İslamcı kisveli siyaset fitnesi öyle bir hal aldı ki, BOP aklıyla Ehl-i Beyt’in ve taraftarlarının karşısına geçip Haçlı safında yer alanlar, camileri bile kirli savaşlarının karargahı haline getirdiler. 
Alevilere bile, kendi içlerinden kancalar atarak “Ilımlı Alevi” haline dönüştürmek için Dırar mescidi örneğini andıran “Cami-Cemevi projeleri” türetiyorlar. Camilerde ise Müslüman komşularımıza minberlerden beddua ediliyor, savaşa teşvik vaazları yapılıyor, Müslümanların katledilmesine fetvalar veriliyor.
Yüce Allah, ayet-i kerimelerle Ehl-i Beyt’i tertemiz kıldığını beyan ediyor, onlara salat ve selam ediyor, mü’min olana Ehl-i Beyt’i sevmeyi farz kılıyor. Bunlar ise Ehl-i Beyt’in karşında saf tutmuşlar, onları sevenlere lanet okutuyor, namluyu doğrultuyorlar.
Bu anlayış, Allah’a harp açmaktır.

Muaviye siyaseti camilerde karargah kurdu

Ehl-i Beyt’e ve taraftarlarına dönük bu siyaset Muaviye ve Yezid siyasetinin ta kendisidir.
Muaviye, hicretin 44. Yılında, camide kendine özel bir minber (el-Maksûra) yaptırmıştı. Öyle ki, Kurban ve Ramazan bayramlarında minberleri mescidin dışına çıkararak, namazdan sonra okunması gereken hutbeyi, namazdan önce okudu, okuttu. Çünkü halk, İmam Ali’ye yapılan hakaretleri ve lanetlemeleri duymamak için namazı bitirince hutbeyi dinlemeden hemen dağılıyordu (Yakubî, Tarih, I, 198). 
Muaviye, Ehl-i Beyt’e lanet okunması için valilerine bizzat kendisi ferman göndermiştir (Taberî, Tarih, VI, 124) Hatta Sa’d b. Ebî Vakkas, Said b. Zeyd gibi sahabilere İmam Ali’ye lanet okumaları için bizzat baskı yapmıştır (Müslim, Fezâilu’s Sahâbe, 32, No: 6220; Tirmizî, Menâkıb, 20, No: 3724).
Muaviye’nin, minberden bizzat lanet okumasının ardından minberlerde Hz. Ali’ye lanet okumak bir gelenek haline gelmişti (İbn Hacer, Feth, VII, 82). Minberlerden İmam Ali’ye lanet okunması geleneği seksen yıl devam ettirilmiştir (İbn Asâkir, Tebyînu Kezibi’l-Müfterî Fîmâ Nüsibe ile’l-İmâm Ebi’l-Hasen el-Eş’arî, s. 109, Beyrut, 1404 h.)
Dünün Emevi Lanetçi ve mezalimi ve lanetçi anlayışı, bugün BOP ekseninde Müslümanlara karşı savaş ve ehl-i Beyt karşıtlığı olarak kendini göstermektedir. Bu anlayış rahmeti keser, savaş ve kaos üretir.
Prof. Dr. Baş, işte bu rahmeti kesik ve batıl siyaset anlayışının oyunlarını bozuyor, savaşları bitiriyor; birlik, kardeşlik ve huzur projelerine imza atıyor.
Bu da Prof. Dr. Haydar Baş farkıdır… Görene. Köre ne?!  







Bu yazı 4,354 defa okundu.







Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları









En Çok Okunanlar