Prof.Dr.HAYDAR BAŞ

Prof.Dr.HAYDAR BAŞ


3 Eylül 2013
font boyutu küçülsün büyüsün

Yaklaşan seçim sürecinden manzaralar


Türkiye savaş gündeminin gölgesinde yavaş yavaş seçim atmosferine giriyor. 
Türk halkı en kritik seçimlerinden birini yapacak. 
Mısır'da darbecileri kınayan, halkın değil rejimin savunmasını yapan Türk hükümeti, Suriye'de iftiralar üzerinden devam eden işgalin halen arkasında. 
BM yetkililerinin Esad konusunda kesin kanıta ulaşamadıklarını belirttikleri katliamdan sonra, hükümet "Esad yaptı" demeye devam edebiliyor.  
Gezi Parkı eylemlerinde "orantısız güç" kullanımı AK Partisi hükümetinin psikolojisini anlamada somut bir örnek olmuştu. Diktaya giden, halkını karşısında susturulması gereken bir noktada gören baskıcı bir zihniyet... Bu zihniyet kapalı kapılar arkasında verilen sözlerin bedelini sonuna kadar ödemeye ise devam etmektedir.
1 Eylül'ü milat kabul edenler, demokratik açılım taleplerinde beklenilen gelişme olmadığı takdirde mücadele tarzlarını değiştireceklerinin sinyalini vermişlerdi. 
Bilinçli bir şekilde Kürt meselesi haline getirilen terör sorunu, Güneydoğu'nun verilerek kurtulacağı bir hal almak üzere. Mevcut tablo, on yıldır hangi icraatı yaparsa yapsın milletin oyunu almayı başaran Ak Parti'sinin geldiği nokta… 
Yukarıdaki başlıklar, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ni tam bağımsızlık çizgisinden, üniter devletten ve bütünlükten uzaklaştırabilir. 
İzlenen siyaset, önümüzdeki günlerde bayrağımızın, andımızın, 'T.C.'  harflerinin değişebileceği, Türklüğümüzün tartışılacağı yeni olaylara gebe… 
Seçim sathı mahalline girilen bu günlerde, milletimize bir kez daha cambaza bak oyunu oynanıyor. 
Başbakan tıpkı gezi eylemlerine olan tepkiyi yumuşatmak için sarıldığı faiz lobisini kullanmaya başladı bile… 
Bankacılık kanununda yaptıkları düzenlemeler ile faiz lobisinin önünü açanlar, seçim yaklaşınca bu lobiyi Türk milletine şikâyet ediyorlar. 
Irak'ta milyonlarca Müslümanın kanı akarken, "kahraman ABD askerinin evlerine sağ salim dönmesi için dua eden" Erdoğan, Mısır'da Esma'nın ölümüne ekranlarda ağlamadı mı? 
Suriye'ye müdahale konusunda BM'nin ve ABD'nin yetersiz kaldığını defaatle seslendirmedi mi? 
Yeni demokrasi bohçasına, ana dilde eğitim ve teröristlerin serbest bırakılmasının karşılığında kamuda başörtüsünün kullanılabileceği ile ilgili madde eklenmedi mi? 
Bu ana kadar elimizle ektiğimizi fırtına olarak biçtik.
Gidecek başka bir vatan, arasına karışacağımız başka bir millet olmadığına göre, Anadolu coğrafyasının bütünlüğünü, Türk milletinin birliğini muhafaza zorundayız.







Bu yazı 1,194 defa okundu.







Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları









En Çok Okunanlar