Prof.Dr.HAYDAR BAŞ

Prof.Dr.HAYDAR BAŞ


21 Haziran 2013
font boyutu küçülsün büyüsün

Savaş olmadan teslim olmak


ABD Büyükelçisi’nin AKP’ye ziyareti büyük olay oldu.
Bağımsız bir devletin iktidar partisine büyükelçi düzeyinde yapılan bir ziyaretin bu kadar memnuniyet verici olması ülkemizin geldiği nokta açısından çok acı.
Hangi gerekçe ile gelindiği, hangi talimatların verildiği bizlerle paylaşılmadı ancak parti binasından içeri ayak atması bile AKP’de bozulmuş moralleri düzeltmeye yetti.
Bela dedikleri sosyal medyayı kullanmaya başlayan partidaşlar, bazıları üzülecek ama “ABD Büyükelçisi bizi halen seviyor” şeklinde duygusal mesajlar yayınladılar.
Türk milleti ABD’nin desteği ile ayakta durmadığı, ABD’yi ve AB’yi varlık ve gelecek teminatı görmediği için bu mesaj onları etkilemedi. Ancak AKP kadroları için bu mesaj çok değerli.
AKP’nin iktidarda kalabilme konusunda verdiği tavizleri bir düşünün. Bugüne kadar gerçekleştirdikleri nerede ise her icraat onların adına atılmış değil mi?
Onlarla beraber olmak ve aynı istikamette çalışmak meşruluk ve varlık nedenleri.
Beraber hareket ettikleri varlık nedenleri arasında Büyük Ortadoğu Projesi’nin (BOP) ayrı bir yeri var. Çünkü sadece ülkemizi değil, pek çok İslam devletini de etkileyecek kapsamda bir çalışma.
22 İslam ülkesinin kaynaklarını ele geçirme planı olan bu proje, savaşsız işgal için Müslüman dünyanın itikadını değiştirmeyi hesaplamıştır.
Neticede kendini Müslüman zanneden ancak Hıristiyan gibi düşünen halklar ortaya çıkmaya başladı.
Erdoğan, İslam adına bir cinayet olan bu projede eşbaşkanlığı seve seve kabul etti.
Eşbaşkan olduğunu kendisi dile getirdi. Ve uygulamalarına dahil oldu.
Belki de koltukta kalabilmek için olmak zorundaydı. Demokratik yolla projeyi hayata geçirmeye başladı. Türkiye, askeri bir müdahaleye gerek olmadan ABD’nin istediği noktaya taşındı.
On yıllık AKP döneminde de Birleşik Devletler’e tek kalem yan çizilmedi. Ta ki, Batının geleneksel “işin bitti, sen git” yaklaşımıyla tanışana kadar...  Kullanıp posasını atmayı çok iyi bilen Batı, bugün Erdoğan’a bunu yapıyor.
Zaten, ABD’ye karşı sertleşen üslubun sebebi de bu.
Aleyhlerinde tek kelime söylemeden geçen on yıl nerede, bugün ağız dolusu sarf edilen tehditkâr ifadeler nerede?
Keşke, bu dik duruş başta onca tavizi vermeden, koltuk sevdasına kendini bitirmeden yapılsaydı. O zaman bir anlamı olurdu…







Bu yazı 1,278 defa okundu.







Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları









En Çok Okunanlar