Prof.Dr.HAYDAR BAŞ

Prof.Dr.HAYDAR BAŞ


19 Şubat 2013
font boyutu küçülsün büyüsün

Ayağa kalk Türkiye


Milli Kahramanlarımızı anma programları ile Türkiye'yi il il geziyoruz. Bu hafta sonu Konya'daydık. Malum Konya, Türkiye'nin tahıl ambarı idi ancak aldığımız bilgilere göre Konya'da tarım bitme noktasına geldi. 
Hangi çiftçi ile konuşsanız artık bir şey ekemediğinden yakınıyor. Gübre, mazot, tohum çok pahalı. Ektiği para etmemektedir. Ülke genelinde tarım üzerinde ciddi bir oyun oynandı ve bugünkü içler acısı noktaya Türk çiftçisi istese de istemese de taşındı. 
Konya Ovası büyüklüğündeki Hollanda'nın tarıma verdiği destek düşünüldüğünde, AB ülkelerinde üretilen mamule pazar gereklidir. İşte Türkiye bu pazarlardan biri haline getirildi. 
30 milyona ulaşan Türk çiftçisinin AB sürecinde 10 milyonun da altına çekilmesi şart koşulmuştur ve bu rakam bugün gerçekleşmektedir. 
Biz, siyasete atıldığımız günden itibaren çitçimizi ikaz etmiştik. O gün meydanlardan, "bu insanlara oy verirseniz, ektiğiniz para etmeyecek, ürünlerinizi sokağa dökeceksiniz, en sonunda da kızıp tarlanızı satacaksınız" dediğimizde halkımız, bizim siyaset sahnesinde hamasi duygularla konuştuğumuzu zannetmişlerdi.    
Oysa gelinen noktanın birkaç acı faturası var. Artık samanı ithal eden ülkemizde, ot dahi yetişemeyecek bir bereketsizlik hâkim. 
Çiftçi aileleri perişan... Bankalardan aldıkları krediler ile ayakta durmaya çalışan insanımız, tarlası, traktörü, evi vs. her şeyi ile bankalara borçlu… 
Pek çoğu “ürünü para etmiyor” gerekçesi ile tarlasını satıyor. Bu tablo elinden çiftçilikten başka bir meslek gelmeyen milyonlarca insanın işsiz ve aç kalması demek. Ederinden fazla meblağlara yabancılara satılan tarlaların tapusu hukuki yollarla onlara geçmektedir. 
"Elimiz kırılsa idi de, bu hale kalmasaydık diyenler" şimdi bizi iyi dinlesinler. 
Bağımsız Türkiye Partisi olarak siyaset sahnesinde görünen bizler, aslında siyaset yapmanın ötesinde Türk milleti için "sosyal devleti - baba devleti" hayata geçirmenin derdindeyiz. 
Bendeniz ve kadrom, koltuk sevdası peşinde asla olmadık. 
Tezimiz Milli Ekonomi Modeli'nin hayata geçirilmesi ile değil Türk milletinin dünya insanlığının karnı doyacak, sırtı giyinecek, işi, aşı garanti altında olacaktır. 
Biz, sömürüye boyun eğmeden, sömürülen milletimiz ayağa kaldırmak için siyasete girdik. Ancak her fırsatta da, iktidara gelin beraber olalım, "bu ülkeyi düze çıkaralım, bildiklerimizi sizinle paylaşalım" çağrısını yapmaktan da geri durmadık. 
Türkiye'nin ve Türk insanının hangi sorunu varsa bunu halledecek projeye ve kadroya sahibiz. 
Tarımda, hayvancılıkta, ormancılıkta, sanayide vesaire her sahada klasörler dolusu projelerimiz ile milletimizin huzurundayız. Gittiğimiz her yerde dert dinliyoruz; açlık, işsizlik, terör meselesi ile bezmiş insanımıza acıyoruz. Yardım etmek istiyoruz ancak bu yardımın yolu bir ve beraber olmaktan,  kadromuz ile bizi iktidara taşımanızdan geçmektedir. 
Biz, noter tasdikli senetler ile sizin huzurunuza çıkacak kadar yapacağız dediklerimizin arkasında idik. Yine aynı taahhütler ile karşınızdayız. 
Reva mıdır, "hazine üstünde oturan dilenci misali" bu kadar kaynak içindeki Türk milleti açlık çeksin? 
Öyleyse bugünden itibaren herkes Bağımsız Türkiye Partisi iktidarına çalışmalı, "fakirlik suç sayılsın" diyen BTP kadrolarını işin başına getirmelidir 






Bu yazı 1,434 defa okundu.







Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları









En Çok Okunanlar