Prof.Dr.HAYDAR BAŞ

Prof.Dr.HAYDAR BAŞ


15 Şubat 2013
font boyutu küçülsün büyüsün

Batum ve Acaristan


Çarşamba günü uzun süredir yapmak istediğimiz bir ziyareti gerçekleştirdik. 
Gürcistan Batum’a gittik. Orada Gürcistan’a bağlı Acaristan denilen bölgede idik. 
Dostluğumuzun on yıllara dayandığı Batumlu Süleyman Amcayı hayatında çok davet etmesine rağmen evinde görememiştik, bir vefa borcu ile kabrine ulaştık ve Fatiha okuduk. 
Süleyman Amca, sağlığında bizleri dönem dönem görmeye Türkiye’ye gelirdi. Aklına takılan dini konularda suallerine cevap verirdik. Bir defasında bendenize, “Sen çok şanslısın. Öldüğünde namazını kılacak, cenazeni kaldıracak insanın var, biz bunların hepsinden yoksunuz” diyerek yaşadığı bölgedeki halinden bahsetmişti. 
O tarihte fazla üstünde durmadığım bu inceliği,  gezimizde kabrinin bulunduğu yeri görünce daha iyi anladım. 
Süleyman Amcanın mezarı Müslümanlar ile Hıristiyanların bir arada bulunduğu bir kabristanda idi. 
Batum deniz kenarında, hayli de gelişmiş. Lüks bir otelde kaldık. Otelin bahçesine bakan sokakta, küçük bir kilise maketi vardı. 
Kentin her yerinde Hıristiyan dinin eserleri mevcut. Nüfus da bu inançta. Diyebiliriz ki, sadece rahmetli Süleyman Amca ve ailesi İslam’ın mihmandarı… 
Bizler onun büyük oğluna misafir olduk. Ölen diğer oğlu da caminin imamlığını yapmış. Kur’an okumayı kendi imkânları ile öğrenmiş ve imam olmuş.   
Süleyman Amcanın gelinleri, torunları, ailesi, bizlere İslam’ı uzak diyarlarda yaşayarak anlatan erenleri hatırlattı. 
Dikenler içinde bir gül demetine benzettiğimiz aile bize kucak açtı. 
Büyük oğlu etrafındaki akrabalar bizleri karşıladılar. Babalarının hatıralarını anlattılar. “Ben kardeşlerime gidiyorum” diyerek yanınıza gelirdi, bir bayram havasında dönerdi. Sizi anlatırdı. Müslümanlığı bir arada yaşamak ne güzel, hep bir arada yaşamaya dua ederdi” diye hayırla yad ettiler. 
Ancak burada çok sıkıntılar içindeler. Bugün kendilerine ait bir Müslüman mezarlıkları dahi yok. Bir mahallede fazlaca Müslüman olmadığı için birbirlerine yetemediklerinden yakınıyorlar. Komşuları hep Hıristiyan. 
“Müslümanlığı doya doya, örfü ile adeti ile bir bütünlük içinde yaşayamıyoruz. Uyman gereken kurallar, kaideler farklı, etrafındakiler farklı diye, yakındılar. 
Kızları bir Hıristiyan erkeği sevmiş, vermeyince kız kaçmış. Çok şuurlu insanlar, biz şimdi ne yapacağız diye düşünüyorlar. 
Dün orada gördüklerimiz ve Süleyman Amcanın akrabalarının bugün yaşadıkları, Türkiye’nin dinler arası diyalog sürecinde yarın karşısına çıkacaklarını hatırlatıyor. 
Yolda giderken selam verecek bir Müslümana rastlanmayacağı, ibadetlerin korku içinde gizli gizli yapılabileceği bir sürecin örnekleri… 
Zira Batum’da, Süleyman Amcayı birkaç kez namaz kıldığı için dövmüşlerdi.         
Biz şu anda suyun içindeki balığın suyun nimetlerinden faydalanmasına rağmen, suyun farkında olmamasına benzeyen bir hal içindeyiz. 
Dinler arası diyalog ile İslam itikadı üzerindeki tahribatlara dikkat etmek zorundayız. Aksi halde Batumlu Süleyman Amcanın ailesinin bugün yaşadıkları yakın gelecekte hepimiz için hem de Müslüman Türkiye’de gerçek olabilecektir. 
Bu ziyaret benim için ibret dolu bir ziyaret olmuştur. 
Süleyman Amcama, ölen imam oğluna ve hanımına Cenab-ı Hak’tan rahmetler diliyor, geride kalan ailesine de ömür boyu saadetler diliyorum.






Bu yazı 1,476 defa okundu.







Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları









En Çok Okunanlar