Prof.Dr.HAYDAR BAŞ

Prof.Dr.HAYDAR BAŞ


22 Ocak 2013
font boyutu küçülsün büyüsün

Tarım kesiminin hali içler acısı


Bundan on sene evvel siyasete girdiğimizde ele aldığımız ilk mesele tarım kesiminin sorunları olmuştu. Köylerde çiftçilerimizle sohbet ettik, dertlerini dinledik, olması gerekeni araştırdık. Tarımı tez haline getirdik. 
Tespitlerimiz şöyleydi: 
Avrupa Birliği, tarım coğrafyasında yaşayan yaklaşık 30 milyonluk Türk köylüsünün yüzde 70’inin köyleri terk etmesi görüşünde idi. 
Avrupa’nın neden Türk çiftçisini devreden çıkarmak istediğine baktığımızda, Avrupa tarıma yönelmiş, yılda 100 milyar Euro’nun üzerinde tarım kesimine destek vermişti. 
Fransa, İspanya, Portekiz, İtalya, Almanya ve Hollanda tarımda kalkınma dönemine girdi. 
Öyle bir noktaya geldiler ki, yetişen ürünlerine kendi dünyalarındaki pazarlar kâfi gelmiyordu. 70 milyonluk nüfusu ile Türkiye iyi bir pazardı. 
Avrupa ülkelerinde devletin tarıma verdiği destek ile tarım ürünlerini ucuza yetiştirecek, ucuz üretildiği gerekçesi ile Türkiye bu ürünlerin pazarı olacaktı. 
Elbette tarım köylüsünü cebren yurdundan etmek mümkün olamayacağı için, alınan kararlarla bu politikaların hayata geçmesi sağlandı. 
Maalesef siyaset Türk çiftçisine bunu yaptı, biz her defasında milletimizi bu oyuna karşı  ayıktırmaya çalıştık. Bazı tarım ürünlerine fiyat politikası uygulandı; bazı ürünlerin yetiştirilmesine imkân tanınmadı 
Pamuk, şeker pancarı bunlardandır. Fiyat politikaları ile de mısırı, buğdayı, üzümü, inciri ve hatta kirazı, çayı sınırlı üretime mecbur etti. Yani tahdit politikaları hayata geçti 
O günden bugüne ne yapacağını bilemeyen Türk çiftçisi, geçimini temin edebilmek için bankalardan, kooperatiflerden kredi alma yolunu denedi. Teminat olarak da tarlasını, evini,  taşınmaz bütün mal varlıklarını bu yolda değerlendirdi. 
Borç para ile ektiği de para etmedi. Çiftçimiz, başta kredi ile ayakta durmaya çalışırken, sonra toprağı elinden çıkarma yolunu denedi. Tarım köylerini geziyoruz tarım köylerinde sıkıntısı olmayan kimse kalmadı   
Köylümüzün, evini barkını her şeyini satmış olsa da aldığı kredileri ve yüklenen faizleri ödeyecek gücü kalmadı. Biz bu durumu 2002 seçimlerine gireceğimiz zaman vatandaşlarımızın tamamına gece gündüz anlattık. “Oyuna gelmeyin, eğer bunu tercih ederseniz yarın bu borcun altından kalkamaz yerinizi satarsınız” dedik. 
O gün bize gülenler, bugün “Hocam seni dinlemedik başımıza neler geldi” diyorlar. Şimdi deriz ki, hiç olmazsa bundan sonra aklımızı başımıza alalım ve bu felaketten hepimizi kurtaralım Türk köylüsünü bu hale getirenlere uymayalım. 
Tarım ürünleri stratejik ürünlerdir. Tıpkı kılıca, kalkana, tüfeğe, bombaya benzerler. 
Gereğinde elinizde olursa düşman tehlikesinden korunursunuz, yoksa hayatınızı kaybedersiniz. Tarım böyle bir sahadır. 
Televizyonlarda da bu konuda programlar yaptık. Tarım konusunda tek görüşü olan, tezi olan sadece Bağımsız Türkiye Partisi’dir. Bunun dışında ne bir kooperatifin, ne bir tarım kuruluşunun, ne de bir siyasinin bir satır görüşü yoktur. Gelinen bu noktada Türk köylüsünü kurtaracak, karnını doyuracak sadece BTP’dir. Bu işi bilen BTP’lilerdir. 
Bunu bir tez haline getirip Türk vatandaşının önüne koyan BTP’dir. 
Ne gariptir ki, ilk genel seçimlerde tarımda, hayvancılıkta, işçi sorunlarının hallinde,  memurlara tanınacak haklar konusunda ve emeklilik meselesinde bize ait politika ve görüşlerimizi,  2. veya 3. seçimde kendilerininmiş gibi alıp gündem eden diğer partiler bunları Türk vatandaşına takdim ettiler, vatandaş da sanki bunlar BTP’nin değilmiş gibi onlara meyletti. Bu tablo ortaya çıktı, tencere yuvarlandı, kapağını buldu. 
Ama bu iş böyle gitmez. Yapılması gereken bu konuda araştırmaları olan, “Türk köylüsü gerçekten milletin efendisi olur” diyen, bunu plan proje haline getiren BTP ile olmaktır. 
Çünkü yetiştireceği ürünlere yetiştirme garantisi ve teminatı, her şeyden önemlisi de bu ürünlere pazar bulma garantisi, daha mamulü toprağın altında iken faizsiz avans kredileri ile mamulüne pazar hazırlaması Bağımsız Türkiye Partisi iledir. Her ne kadar vatandaş vakit geçirmiş, imkânlarını yitirmişse de geriye dönüp kurtulması, vatana sahip çıkması mümkündür. Onu bu mağduriyetten kurtaracak olan malına mülküne sahip çıkartacak olan BTP görüşü ve tezi hepimizin kurtuluş kapısı ve anahtarıdır.   
Bunu yapınca Türk köylüsü gerçekten milletin efendisi olacaktır. 
Karnı doyacak, sırtı giyinecek, malına pazar bulacak, cebinde parası olduğu için alın açıklığı ile toplumda söz sahibi olacaktır. 
Kurtuluş Bağımsız Türkiye Partisi’ndedir.   
Bunu unutmayalım ve BTP iktidarını hep beraber garanti edelim.   
Köylüyü “milletin efendisi” yapalım.






Bu yazı 1,456 defa okundu.







Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları









En Çok Okunanlar