Murat ÇABAS

Murat ÇABAS


25 Kasım 2012
font boyutu küçülsün büyüsün

Prof. Dr. Haydar Baştan tarihi hizmet


Çağın bilgesi Prof. Dr. Haydar Baş, “zor olanları” başarmaya devam ediyor. 

Dünya asırlardır kapitalizmin sömürü düzenine mahkum durumda… Bazı batılı bilim adamlarının ifadesiyle kapitalizm dünyanın geldiği son noktaydı, ondan ötesi yoktu. 

Kapitalizm, kafasında ve gönlünde diğer insanları sömürme isteği olanların ürettiği hastalıklı bir proje olduğu için, çıktığından bu yana sürekli olarak bir kesimin mutluluğu için milyarlarca insanın bedel ödemesi olarak zuhur etmiştir. 

Dünyanın “artık çıkış yolu yok” diyerek yapılan zulümleri ve sömürüleri kabullendiği bir dönemde Prof. Dr. Haydar Baş’ın Milli Ekonomi Modeli ortaya çıkmış ve “hayır, dünya bu zulme mahkum değildir, dünya daha yaşanabilir hale gelebilir, kaynaklar hepimize yeter, kavgaya gerek yok” diyerek gerçek barışın, huzurun çözümünü sunmuştur. 

Model, bu sebeple, tanınmış yüzlerce yabancı bilim adamı tarafından da takdir edilmiş ve küresel krizde 100’ü aşkın ülkenin ekonomi yönetimleri modeli çıkış noktası olarak görmüşler, bazı bölümlerini uygulamışlardır. 

Sayın Baş’ın ekonomi çalışmaları dünya ekonomi tarihinde yepyeni bir çığır açarken, Ehl-i Beyt hakkında yapmış olduğu çalışmaların ise bundan çok daha önemli bir hizmet olduğunu ifade etmeliyiz. 

Prof. Dr. Baş’ın, kaleme aldığı Ehl-i Beyt külliyatı ve son günlerde yazdığı makalelerle Şii, Sünni ve Alevi kardeşlerimiz arasında körüklenen fitnelerin temeline inerek bu fitnelerin kökünü kazıyacak tespitler ortaya koyması gerçekten İslam tarihi açısından, birlik ve beraberlik adına çok önemli hizmetlerdir. 

Bu açıklamalar, tespitler gerçekten inananların kafalarındaki ve gönüllerindeki bulanıklığı ortadan kaldırırken, niyeti bu fitne üzerinden nemalanmak olanları oldukça huzursuz etmiştir. 
Bildiğiniz gibi Nisan yağmuru nebatat için berekettir, ama yılanın gözünü kör eder.

Sayın Baş’ın yazdığı son makalelerde Abdullah b. Sebe hakkında yaptığı değerlendirmeler mutlaka not alınması lazım. 

Tarihte var olmamış ve aslen Yahudi olduğu iddia edilen biri olan Abdullah b. Sebe üzerinden Şiilik ve Alevilik asırlardır karalanmak istenmiştir. 

Kur’an’ın ve sünnetin farz olarak ifade ettiği Hz. Ali’yi ve Ehl-i Beyt’i sevmek bu yaşamamış kişinin tekeline bırakılarak, Hz. Ali’yi seven herkes de bu adama bağlıymış gibi gösterilmeye çalışılmıştır. Bu ne büyük fitnedir. 

Ölçüde zerre kadar sapma göstermeyen, Peygamber Efendimizin (SAV) gözdeleri olan Hz. Ebu Zer Gifari, Hz. Selman-ı Farisi, Hz. Ammar b. Yasir, Hz. Ebu Eyyub el Ensari, Hz. Cabir b. Abdullah, Hz. Abdullah b. Abbas, Hz. Zeyd b. Erkam gibi büyük sahabeler bu fitne üzerinden karalanmak istenmiştir. Bu ne büyük bir art niyettir. 

Hz. Ali’yi ve Ehl-i Beyt’i sevmek o kadar büyük bir ibadettir ki, bunun temellerini bizzat Cenab-ı Hak ve Allah Resulü atmıştır. 

220 adet Ehl-i Sünnet kaynağında da geçen Gadir Hum hutbesi, bizzat Cenab-ı Hakk’ın emriyle zuhur etmiş ve Peygamber Efendimiz (SAV) Hz. Ali’yi ve Ehl-i Beyt’i kendisinden sonra insanların tek kurtuluş gemisi olarak ilan etmiştir. 

Bu gerçekleri ortaya koyarak asırlık fitnelerin kökünü kazıyan Prof. Dr. Haydar Baş’a derinden şükranlarımı iletirim. 

Sayın Baş’ın bu çalışmaları o kadar önemlidir ki, hem geçmişten bu yana süren ayrılıkların sonu gelmektedir hem de bu ayrılıklar üzerinden bugün başlatılmak istenen çatışmaların önü kesilmektedir. 








Bu yazı 4,428 defa okundu.







Yorum ekleYorum ekle
Yorumlar


  Henüz yorum yapılmamış





Bu yazarın diğer yazıları









En Çok Okunanlar