En Sıcak Konular

Prof.Dr.HAYDAR BAŞ


Prof.Dr.HAYDAR BAŞ
6 Ağustos 2013

Ramazana veda ederken



Önceki gece Kadir Gecesi’ni ihya ettik. Bir Ramazan ayını daha tamamlamak üzereyiz. 
Çevremizden "Eski Ramazanlar artık yok" sitayişlerini duyuyoruz. Hakikaten eski Ramazanlar aranır halde… 
Eski Ramazanlara göre ibadet edenler çok azaldı. Nüfus artmasına rağmen, eskiden camiler Teravih namazlarında dolar taşardı. Şimdi bir elin parmakları kadar cemaat oluyor.
Eskiden de Ramazan eğlenceleri olur, sokaklar sabah ezanına kadar cıvıl cıvıl aydınlanırdı. Ancak bunlar Teravih namazı vaktinden sonraya bırakılırdı.
Namazlar cemaatle eda edilir, camilerde, lokallerde ve hatta evlerde dini sohbetler yapılır, vaaz ve nasihatler edilir, ondan sonra eğlenceye geçilirdi. Şimdi ise Teravih saatleri ile aynı zamana denk gelen eğlenceler adeta Ramazanı eğlence havasına sokmakta. 
Eski Ramazanlarda oruca hürmet edilir, tutmayanlar dahi başkalarının yanında yememeye dikkat ederdi. Artık sokaklarda o hürmeti göremiyoruz. 
Kısaca bugün özlediğimiz Ramazanları yitirdik. 
Tüm bu güzellikler sanki katledildi. Ilımlı İslam ile dejenere edildi. Ve bizler bir medeniyetin çöküşünü yaşıyoruz. 
Dinin iki vasfı mevcuttur: Birincisi, bizleri Allah'a taşır. İkincisi, insanlar arasındaki hukuki, ahlaki nizamı tanzim eder.  
Maalesef, bu özellikler yerini ideolojik bir temele bıraktı. Siyasal mantıkla dini kurallar, kavramlar şekillenmekte, buna bağlı olarak gelişen ahlaki yapı tartışılmaktadır. 
Din artık ibadetten uzak bir kulvara girmiştir.  
İbadetten uzak bu kulvar, Osmanlı İmparatorluğu'nun çöküşünde Ehl-i Beyt'e sırtını dönüş şeklinde kendini göstermişti.
Ehl-i Beyt'i reddediş, devletin iliklerine kadar işlemiş, din hayatının yok olmasına ve Batı etkisine açık hale gelmesine neden olmuştur. 
O tarihteki gaflet ve ihmaller, günümüzde Müslüman kimliği yok ederek tanınmaz hale getiren icraatlar ile devam etmiştir. 
Hatta eğitim - öğretimde bu anlayış teşvik edilip, insanlar Allah'tan, Resulullâh'tan (sav), manevi bağlarından koparılma noktasına taşınmıştır. 
Son dönemde; 
* Din dersi kitaplarından Kelime-i  Tevhid'in ikinci kısmı olan "Muhammedün Resulullâh" çıkarılmıştır. 
* Nüfus cüzdanlarından "Dini İslam" ibaresi kaldırılmıştır. 
* Zina suç olmaktan çıkarılmıştır. 
* Domuz eti satışı serbest bırakılmıştır.
* İmar Kanunu'nda yapılan değişiklikle 'cami' ifadesi 'ibadethane' olarak değiştirilmiştir. Bundan sonra mahalle aralarında 50 bin kilise evi açılmıştır 
* Din dersi kitaplarına Peygamber Efendimizin minyatür resimleri konulmuştur.  
* "Allah katında tek din İslam'dır" ayeti, Cuma hutbelerinden çıkarılmıştır. 
* "Dört hak din vardır" söylemi yaygın hale getirilmiştir. 
* Bazı camiler kiliseye döndürülmüştür ve bazıları da hem cami, hem de kilise olarak kullanılmaya başlanmıştır. 
* Devletin hazinesinden yapılan onarımla, metruk haldeki kiliseler tekrar restore edilmiştir.
* Manastırlar ihya edilmiştir. 
* 6. sınıf din dersi kitaplarında, Veda Hutbesi'nde buyrulan "Allah ve Resulünün sünneti" ifadesi çıkarılmıştır. "Müminler size bir emanet bırakıyorum. Ona sımsıkı sarıldıkça yolunuzu şaşırmazsınız. Bu emanet Allah'ın kitabı Kuran'dır" şekline getirilmiştir. 
* Din kültürü kitaplarında Kelime-i Tevhid, 'La ilahe illallah'tır şeklinde yer almıştır. 
* Bazı köylerde ilköğretim çocuklarına ücretsiz dağıtılan İlkokul 1. sınıf Okuma - Yazma Öğreniyorum kitaplarında kiliseye giden 3 çocuk resmedilmiştir.
Günümüzde din idrakinde, hayata geçiş tarzında ve yaşayışında müthiş bir değişim yapılmıştır. Neticede beklenen gaye Allah'a kulluk değil, nefislere kölelik tarzına bürünmüştür. İcraatlarda söz sahibi olanların inancından şüphemiz olmamakla beraber milletin getirildiği bu tabloda her birinin sorumluluk sahibi olduğu kesindir.
Ayağımızın altından kayacak koltuğun kaygısı ile değil de, Allah'a hesap vereceğimiz endişesi ile sorumluluklarımızı yerine getirerek, milletimizi hak ve hakikat yoluna taşımak gerekmez mi? 
Biz, elbette devlet dine müdahale etsin demiyoruz. Ancak din hürriyeti adı altında açılan yolun dinle alakası kalmamıştır ve bizi bu acı akıbete taşımıştır.
Laik Türkiye Cumhuriyeti devletinde, din özgürlüğü ve ibadet yapma hakkı anayasal güvencededir. Bu manada din hürriyeti adı altında icraatlar ile açılan yol ne hazin tecelli ki, Müslüman kimliği bu noktaya geriletmiştir. 
Allah'a vuslat yolu unutturulmuştur. Yapılan yanlışın terk edilmesi, en azından geleneksel yaşantılara dönülerek dini hayatımızın ihyası gerekmektedir.
Toplumu dini nizama kavuşturmak yerine, kendi iç tabiatımızda Allah'ın emirlerini hayata geçirmek, Müslüman kimliğe dönüşümüz için yeterlidir. 
İslam’ı iç tabiatımızda hâkim unsur haline getirebilirsek, toplumun özlediği Allah rızası istikametinde bir topluluk haline geleceğiz. Derin çöküşümüzün uyanışı zor değildir. Hz. Peygamber, "Her insanın kalbinden Allah'a bir yol gider" buyuruyor. 
Kendimize dönmek, iç tabiatımızdan bulduğumuz yolla Allah ile Allah'a yürümek çaremizdir. Bu çare, yok olurken bir anda Müslüman kimliği ile tekrar dirilmemizin yoludur.


Bu yazı 1,667 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Ocak 2014 Dost acı söyler
    • 3 Ocak 2014 Milli irade Meclis'tedir
    • 30 Aralık 2013 Yorumsuz
    • 19 Aralık 2013 Millet kendini düzeltmelidir
    • 20 Kasım 2013 Değiştirilemeyen 82 Anayasası'na göre
    • 16 Kasım 2013 Namlu bize mi dönüyor?
    • 6 Eylül 2013 Milli bir eğitim
    • 5 Eylül 2013 CHP'nin ve MHP'nin AKP'den farkı yok!
    • 3 Eylül 2013 Yaklaşan seçim sürecinden manzaralar
    • 29 Ağustos 2013 Müslüman'ın Suriye imtihanı ve Rusya
    • 27 Ağustos 2013 Yazık, çok yazık
    • 22 Ağustos 2013 Yeni demokrasi ve değişen değerlerimiz
    • 21 Ağustos 2013 Haklı direnişin sonu kaos
    • 20 Ağustos 2013 Ehl-i Beyt'in namaza verdiği önem
    • 19 Ağustos 2013 Gören göze işiten kulağa
    • 12 Ağustos 2013 Yüksel Ablamız Hakk'a yürüdü
    • 6 Ağustos 2013 Ramazana veda ederken
    • 2 Ağustos 2013 Kadir geceniz mübarek olsun
    • 1 Ağustos 2013 İmam Muhammed Mehdi
    • 26 Temmuz 2013 Zekat, fitre, sadaka

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    11973 µs