En Sıcak Konular

Muharrem BAYRAKTAR


Muharrem BAYRAKTAR
7 Temmuz 2012

Haydar Baş ve Kemal Gürüz



Kemal Gürüz’ün “28 Şubat’ı hatırlamıyorum” sözlerini duyunca “geçmişteki acı olayları” yeniden hatırladım. 
Bu olayların pek çok kişiyi rahatsız eden, okuduğu okuldan eden acı başörtüsü hikayeleri boyutu olduğu gibi, pek çok kişinin bilmediği başka acı hikayeler de vardır. 
Bunlardan biri de Haydar Baş’ın sahip olduğu profesörlük unvanı ile ilgili süreçtir 
Dünya tarihinde sahip olduğu akademik kariyerle en çok uğraşılan kişi Prof. Dr. Haydar Baş’tır. Baş’ın, Bakü Devlet Üniversitesi’nden aldığı profesörlük unvanı 28 Şubat’ın hemen sonrasında YÖK Başkanı Kemal Gürüz ve 28 Şubat’ın YÖK’teki uzantılarını rahatsız eder. Bu rahatsızlık zaman zaman tacize, zaman zaman hukuk mücadelesine taşınır. 
50’ye yakın bir kitabı olan Haydar Baş, Veda Hutbesinde İnsan Hakları adlı tezi ile Bakü Devlet Üniversitesi’nde doktorasını vermiş ardından profesörlüğü hak kazanarak Bakü’de yıllarca üniversite öğrencilerine ders vermiştir. 
Ve bu unvanını Türkiye’deki hiçbir üniversitede kullanma gereği duymamıştır. 
Ama YÖK ve onun kudretli başkanı Kemal Gürüz, 28 Şubat’ın imha edilecekler listesine aldığı Haydar Baş’ın profesörlüğünü de imha etmek için harekete geçmiştir. 
Bu süreci ana hatları aktarmak istiyorum: 
28 Şubat’ın bir kaç ay sonrası... Akçaabat Savcılığına ilginç bir suç duyurusunda bulunulur. Suç duyurusunu yapan kişi dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz’dür. Gürüz, savcılığa yaptığı suç duyurusunda Prof. Dr. Haydar Baş’ın profesörlüğünü Türkiye’de kullanamayacağını iddia ederek dava açar. Davanın temel konusu Haydar Baş’ın profesörlüğüdür. YÖK, Baş’ın profesörlüğüne karşı adeta savaş ilan etmiştir. Akçaabat Asliye Ceza Hâkimliği 1999/196 no’lu kararıyla konunun kendilerini ilgilendirmediğini ifade ederek İstanbul Bakırköy Asliye Ceza Hâkimliği’ne havale eder. YÖK’ün başlattığı bu operasyon devam eder. Bu defa Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi’ne ihbarda bulunarak Prof. Dr. Haydar Baş hakkında aynı gerekçelerle dava açılması istenir. Ankara DGM Başsavcılığı konuyu inceler, 2002/45 no’lu kararı ile görevsizlik kararı alarak evrakı Ankara Cumhuriyet Savcılığı’na gönderir. 
Bu arada YÖK Başkanlığı hemen Ankara Nöbetçi Cumhuriyet Savcılığı’na aynı ihbarı yineleyerek Prof. Dr. Baş’ın profesörlüğü hakkında dava açılmasını ister. Kemal Gürüz kararlı ve ısrarlıdır. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 2002/32283 no’lu kararı ile bu iddialar hakkında kovuşturmaya gerek olmadığına karar verir. YÖK’ün başlattığı bu mücadele diğer taraftan İçişleri Bakanlığı müfettişlerince devam ettirilecek, Prof. Dr. Haydar Baş’ın profesörlüğü hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulacaktır. Bu suç duyurusu müfettiş raporlarına da yansıyacaktır. Diğer taraftan Ankara DGM tarafından başlatılan soruşturma kapsamında 2 yıl süren araştırma aşamasında, “profesörlük” konusu ilk sıralarda yer alacaktır. Bir yandan İçişleri Bakanlığı müfettişleri, bir yandan YÖK, bir yandan yerel mahkemeler, diğer yandan DGM! Prof. Dr. Haydar Baş’ın profesörlüğüne yönelik 4 koldan bir takibat başlar. Dünya tarihinde bir kişinin akademik unvanı ile ilgili böylesine geniş bir tahkikatın yapıldığına ilk kez şahit olunuyordu. Prof. Dr. Haydar Baş’ın akademik unvanına karşı başlatılan operasyonlara en güzel cevabı bağımsız Türk mahkemeleri verir. Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi’nin 1999/1380, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın kararları “Prof. Dr. Haydar Baş’ın profesörlüğünü kullanmasının çok doğal bir yasal hakkı olduğuna” karar verir. Mahkeme kararlarında, Prof. Dr. Haydar Baş’ın Bakü Devlet Üniversitesi’nden aldığı profesörlük unvanını Türkiye’de kullanmasına hiç bir iradenin ve gücün engel olamayacağının altı çiziliyordu. 
Kemal Gürüz, Haydar Baş’a karşı verdiği savaşı kaybetmişti. 
Bugün “O Kemal Gürüz” tutuklandı. 
Gülmenin hiç yakışmadığı bir insan ağlattığı binlerce başörtülü insanın ahını alarak cezaevini boyladı. 
“Sakallı bir Müslümanın” profesörlüğüne savaş açarak devleti kurtaracağını sandı, kendini dahi kurtaramadı. 
Bu yazıyı neden mi yazdım. 
Ben Haydar Baş’ın ağzından, kendisiyle yıllarca mahkeme mahkeme uğraşan, akademik kariyer için içişleri bakanlığını devreye sokan Kemal Gürüz hakkında “yaptığı bütün zulme” rağmen “lanet okuma” işitmedim. 
“Büyük adam” olarak “küçük adamların” basit hesaplarına sadece güldü. Hakkını hukuk önünde aradı ve söke söke aldı. 
Kemal Gürüz’e acımaktan başka yapacak bir şey gelmiyor elden. 



Bu yazı 3,722 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 3 Ekim 2013 Haydar Baş'ın Suriye'ye bakış açısı
    • 7 Temmuz 2012 Haydar Baş ve Kemal Gürüz

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    21299 µs