En Sıcak Konular

Prof.Dr.HAYDAR BAŞ


Prof.Dr.HAYDAR BAŞ
18 Ocak 2013

İftira, iftira yine iftira



Ehl-i Beyt açılımımız ile bizleri gönüllerindeki tahta oturtan aziz milletimiz, Milli Kahramanlarımızı anma programlarımız ile de Türkiye’nin kurtuluşunda yüklendiğimiz yüce vazifeyi görmektedir. Lozan’ın devre dışı bırakılmak istendiği süreç ancak tam bağımsızlık üzerine kurulu projelerimiz ile aşılabilir. 
Hayatımızın her döneminde devlet-millet, bayrak-vatan diyen bizler, Şii-Sünni kardeşliği ile de üzerimizdeki fitne tohumlarını ekilmeden bertaraf etmeyi başardık. 
Bugün geldiğimiz nokta devletin ve milletin devamında etkilidir ve bu sebeple önümüz kesilmeye çalışılıyor. Her devirde karşılaştığımız iftiralar günümüzde de farklı şekillerde halkımıza servis edilmekte… 
Olayları feraset gözlüğü ile değerlendiren yüce milletimizin bu iftiralara kanmayacağına ve bunları yapacak kadar alçalanlara gerekli cevabı vereceklerine inancımız sonsuzdur. 
İktidara yakınlığı ile bilinen Yeni Şafak gazetesi, 15 Ocak 2013 tarihli baskısında geçmiş olaylardan yola çıkarak bir senaryoya yer vermiş ve dün ile bugünü birleştirerek bize Özel Kuvvetler Komutanlığı’nın sahip çıktığı yalanını yazmıştır. 
Bugün askerin yanımızda olduğunu yazanlar vardır, dün de devletin bize karşı olduğunu gündem edenlere rastlamıştık. 
Yeni Şafak, MİT tarafından gönderildiği iddia edilen faili meçhul mektuplara dayanarak verdiği haberde, “Ak Parti aleyhine faaliyet gösteren cemaatlerin, özellikle Haydar Baş’ın öncülüğündeki cemaatin gerçekleştirdiği kara propagandaların desteklenmesi gerektiği dile getirildi” denilerek, güya Özel Harp Dairesi’nin, askerin bizi desteklediğini yazmıştır. 
Fakat bundan 6 sene evvel, Mustafa Balbay, Cumhuriyet gazetesinin 30 Kasım 2006 tarihli nüshasında devletin bize bakışı ile ilgili olarak tam tersi açıklamalara yer vermişti. 
Cumhuriyet gazetesi, “Güvenlik birimlerinin kayıtlarında Haydar Baş ve grubu için “…Temel amacı devletin sosyal, siyasi, iktisadi ve hukuki temel düzenini dini esaslar ve inançlara göre düzenlemek” demişti. 
Aynı tarihlerde Ergun Poyraz’ın kaleme aldığı “Tarikat, Siyaset, Ticaret ve Cinayet” kitabında Balbay’ın yazdıkları ile aynı ifadeler yer almıştı: 
“Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı “irticai örgütlerin tehdit değerlendirmesi” başlığı altında irticai unsurların 2001-2002 dönemine ait değerlendirmelerinde Haydar Baş ve kadrosundan, “Amaçları, devletin sosyal, siyasi, iktisadi ve hukuki temel nizamlarını dini esas ve inançlara göre düzenlemektir” şeklinde bir rapor yer almıştı. 
Bu nasıl bir devlet ki, bir dönem bizi devleti dini esaslara göre düzenlemekle mimliyor, bir dönem iktidara karşı söylemlerimizin arkasında duruyor. Milli birliğin, tam bağımsızlığın, ayakları üzerinde durabilen bir ekonominin, milletin kaynaklarının yabancıların eline geçmemesinin ve bayrağın gönderde dalgalanmasının çabasındaki bizler elbette ki, ülkemiz üzerinde hesabı olanlar tarafından takip edileceğiz, bunların iftiralarına uğrayacağız. 
2010 senesinde internet sitelerinde “darbecilerin ekonomi programı Haydar Baş’tan” şeklinde bir haber yer aldı. 
Bu yalan habere göre, Balyoz Davası CD’lerinde darbe sonrası kurulacak “milli mutabakat” hükümetinin ekonomi programı, benim 2005 senesinde yaptığım Milli Ekonomi Kongresi kapanış konuşmadan alıntılar içermekte idi. 
Ancak enteresan olan, Haydar Baş ismi, darbecilerin hazırladığı, “İstanbul ilinde gözaltına alınacak irticai grup liderleri” listesinde 10. sırada yer almaktadır. 
Yani bendeniz bir yandan darbecilerin ekonomi programını yönlendirirken, bir yandan da onlar tarafından “irticacı görülerek” gözaltına alınacak ilk 10 kişiden biriyim. 
Bu durum, davayı takip eden avukatlar arasında dahi şaşkınlık yaratmıştı. 
Allah’ın takdiri, bendenizin şahsen tanıdığı tek bir asker veya komutan olmadığı gibi bu çevrelerle aynı ortamlarda dahi bulunmuşluğum yoktur. 
Zaten, dikkat edilirse somut bir delile dayanarak ortaya konan bir hakikatten bahsedilmemekte, aynı odakların servis ettiği benzer ithamlar ile halkımız kandırılmak istenmektedir. 
Malum çevreler, o günün şartları nasıl konuşulması gerektiriyorsa, bizi bazen devletin ve askerin adamı yapmışlar, bazen de devletin “irticacıdır” diyerek fişlediğini yaymışlardır. 
Dolayısı ile bunların tamamı yalan ve iftiradır. 
Konferanslarımız, binlerce makalemiz, kırkı aşkın eserimiz ve sohbetlerimiz ortadadır. 
Hayatımız aile, ordu ve devlet kurumları ile ayakta duran milletimize ve bu kurumların ilelebet devamına adanmıştır. 
Ne devlete karşı bir provoke, ne de devleti dine karşı ayaklandırma söz konusu olmamıştır, olamaz. 
Üçüncüsünü Pazar günü Bolu’da yapacağımız Milli Kahramanlarımızı anma programında, binlerce insanımızın katılımı ile salonlar dolup taşmakta, Atatürk dönemindeki Kuvay-ı Milliye ruhu ile şahlanan milli güç ortaya çıkmaktadır. 
Yazılanlar ve yazılmaya çalışılan, bu güçten duyulan korkudur. 
Birlik mayası, beraberlik hareketi tutmuştur. Her dönemde bunun önünü kesmeye çalışacaklardır. 
Yapanların maksadı, fitne çıkarıp toplumu birbirine düşürmektir. 
Bu fitneciler, Mustafa Kemal döneminde de olmuştur, O’nun izinden giden bizim dönemimizde olacaktır. 
O dönemde, “şahsi menfaatlerini müstevlilerin siyasi emelleri ile tevhit edenler, Atatürk tarafından, “gaflet, dalalet ve hatta hıyanetle” suçlanmıştı. 
Eğer bugün yaşasa idi, hiç şüpheniz olmasın, hakkımızda atılan iftiraları yazanlar için de aynılarını söylerdi. 
Aziz milletimiz, üzerimize oynanan bu oyunu bizlerle beraber olarak, önümüzdeki seçimlerde bizi destekleyerek sizler bozacaksınız. 
Yarın “28 Şubat’ın gerçek mağduru kimdir?” bunun izahını yapacağız. 


Bu yazı 1,819 defa okundu.






Yorumlar

 + Yorum Ekle 
    kapat

    Değerli okuyucumuz,
    Yazdığınız yorumlar editör denetiminden sonra onaylanır ve sitede yayınlanır.
    Yorum yazarken aşağıda maddeler halinde belirtilmiş hususları okumuş, anlamış, kabul etmiş sayılırsınız.
    · Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında açıkça suç olarak belirtilmiş konular için suçu ya da suçluyu övücü ifadeler kullanılamayağını,
    · Kişi ya da kurumlar için eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi ya da kurumlara karşı tehdit, saldırı ya da tahkir içerikli ifadeler kullanılamayacağını,
    · Kişi veya kurumların telif haklarına konu olan fikir ve/veya sanat eserlerine ait hiçbir içerik yayınlanamayacağını,
    · Kişi veya kurumların ticari sırlarının ifşaı edilemeyeceğini,
    · Genel ahlaka aykırı söz, ifade ya da yakıştırmaların yapılamayacağını,
    · Yasal bir takip durumda, yorum tarih ve saati ile yorumu yazdığım cihaza ait IP numarasının adli makamlara iletileceğini,
    · Yorumumdan kaynaklanan her türlü hukuki sorumluluğun tarafıma ait olduğunu,
    Bu formu gönderdiğimde kabul ediyorum.





    Diğer köşe yazıları

     Tüm Yazılar 
    • 8 Ocak 2014 Dost acı söyler
    • 3 Ocak 2014 Milli irade Meclis'tedir
    • 30 Aralık 2013 Yorumsuz
    • 19 Aralık 2013 Millet kendini düzeltmelidir
    • 20 Kasım 2013 Değiştirilemeyen 82 Anayasası'na göre
    • 16 Kasım 2013 Namlu bize mi dönüyor?
    • 6 Eylül 2013 Milli bir eğitim
    • 5 Eylül 2013 CHP'nin ve MHP'nin AKP'den farkı yok!
    • 3 Eylül 2013 Yaklaşan seçim sürecinden manzaralar
    • 29 Ağustos 2013 Müslüman'ın Suriye imtihanı ve Rusya
    • 27 Ağustos 2013 Yazık, çok yazık
    • 22 Ağustos 2013 Yeni demokrasi ve değişen değerlerimiz
    • 21 Ağustos 2013 Haklı direnişin sonu kaos
    • 20 Ağustos 2013 Ehl-i Beyt'in namaza verdiği önem
    • 19 Ağustos 2013 Gören göze işiten kulağa
    • 12 Ağustos 2013 Yüksel Ablamız Hakk'a yürüdü
    • 6 Ağustos 2013 Ramazana veda ederken
    • 2 Ağustos 2013 Kadir geceniz mübarek olsun
    • 1 Ağustos 2013 İmam Muhammed Mehdi
    • 26 Temmuz 2013 Zekat, fitre, sadaka

    En Çok Okunan Haberler


    Haber Sistemi Haber Sistemi altyapısı ile çalışmaktadır.
    44624 µs